Notting Hill

IMG_8782[1]

Size bu sabah Notting Hill’de bir otelin  minik restoranından yazıyorum.Sabah 7’de hava halen karanlık.Bu gördüğünüz pencere otelin oturma alanına ait.

Uyayamadığım şehir Londra’nın sabahını kaçırmam imkansız olduğundan saçımı bile taramadan üzerime bi kazak geçirip kendimi otelin sokağına attım.Londra beni iyileştiren ve yenileyen tek şehir.Bulmuşken başkasını aramayacağım ve bana yetecek herşeyi kalbinde barındıran yer.

Tek bir kruvasan ve bir earl grey çay içerken her bir yudumda her bir lokmada lezzete vardığım ve bana ”sakın acele etme ben buradayım.” diyen şehir.”Bütün kimliklerini dönene kadar uçağın kapısında bırak.Sonra tekrar giyersin.”diye beni telkin ediyor.

IMG_8779[1]

Sonbaharda buraya gelmek en çok istediğim şeydi ve yıllardır başaramamıştım.Ta ki düne kadar.Hyde Park’ta yaprakların arasında çocuklar gibi eğlendim.1 saat parkın içinde yürüdüm.Banklar,insanlar,ağaçlar,hayat,mucizeler,ailem,arkadaşlarım,işim hepsi benleydi ama hiçbir ağırlık hissetmedim.Sahip olduğum herkes ve herşey bu kez sanki beni ellerinin üzerine almış ve havaya kaldırmıştı.

IMG_8766[1]

Yapraklara sarıldım.Birbakış açısına göre bir sürü ölü(kurumuş yapraklar:) ile yanyana yattım.

Uçakta gelirken seyrettiğim filmden komik sahneler geldi aklıma.

manup[1]

Manup beni birkaç dakika içinde kahkahalara boğarken birkaç dakika sonra  hıçkırıklarla ağlattı:))Uçağın orta yerinde nasılda komik bir haldeydim görmeliydiniz.Aman benim duygu yoğunluğumu okuyup filmden çok fazla şey beklemeyin muhtemelen siz sadece eğleniceksiniz;)

Londra’da filmde geçen Southbank’te kitapçıları keşfedeceğim bugünden size selamlar gönderiyorum.Şimdi beni erken saat Notting Hill sokakları bekliyor.Elimde portakal suyumla Hugh Grant’e çarpmayacak olabilirim ama yeni tabağın ilk fikirlerinin tohumlarını toplayabilirim:)

NOT:yaşlı ve artık saçlarını bile boyatmayan bir kadın olabilirsem işte o zamanlarda Notting Hill’deki evimde mum eşliğinde yazılarımı yazacağım:))Ama ben yazana kadar siz başka birşeyler okumak isterseniz Ahmet Altan’ın ‘bir hayat bir hayata değer.’kitabını okuyabilirsiniz.İçinde kısa kısa yazılar var.

IMG_8762[1]

NOT:Bu fotoğrafta ki kitapta olduğu gibi belkide Beklediğiniz şey kendinizdi.

Lütfen sahip olduğunuz potansiyeli doğru yerlerde kullanın.Ve en kıymetli şeyiniz olan zamanınızı potansiyelinizi ortaya çıkarmak için kullanın…

 

 

 

 

2 Responses to “Notting Hill”

  1. bayıldım fotograflarına yine :)sonbahar senın fotograflarında cok daha güzel..

  2. Kuzu'dan Meleği'ne 24 Ekim 2015 at 16:01 Cevapla

    ”Lütfen sahip olduğunuz potansiyeli doğru yerlerde kullanın. Ve en kıymetli şeyiniz olan zamanınızı potansiyelinizi ortaya çıkarmak için kullanın…”

    Kaç kişi tanıyoruz ki kendimizi sorgulatırken rahat hissettiren. Ya da anlattıklarında kendimizi bulabildiğimiz… Sen benim için Waldo’sunu arayan Mariana’nın karşısına çıkan Martin, Ian’ın gözlerinin içinde kaybolduğu, keşfetmekten kendini alamadığı Sofi, Anna’nın sıradanlığında kaybolduğu William’sın. Bebek mavisi kapıyı içeriye doğru açarken ”Keşke gerçek olsa” dedirtensin. Yani diyorum ki saçını boyatmayan bir kadın olmak için acele etme 😉

    P.S: Potansiyelimizi ortaya çıkarmak için tek ihtiyacımız Jesse’nin peşinden trenden inen Celine’deki cesaret <3

Bir Cevap Yazın