Londra’da sabah 6

yaprak IMG_8887
IMG_8906

Fransızca’da özledim değilde benim tarafımdan özlendin deniliyormuş.Eşi Fransız bir arkadaşım söyledi:)

Eşi Fransız bir arkadaşım dediğim kişi Blog’umu okuyanların bir kısmının ismen bildiği Meral.Londra’da yaşayan,canım ne isterse onu konuşabildiğim ve sonsuz güvendiğim bir insan.

Canım ne isterse onu konuşabilirim ama canım ne zaman isterse onu göremem malesef.Bu tatilde de ona hiç doyamadım.Ama birkaç hafta sonra İstanbul’a geleceği için biraz daha rahat ayrılacağım Londra’dan.

IMG_8902

Londra’dan her zaman olduğu gibi yine taptaze düşüncelerle dönüyorum.Birkez daha keşke burada yaşasam ya da keşke burada hissetiğim o duyguyu İstanbul’da da devam ettirebilsem diyorum.Yabancılıkla karışık daha önceden tanıyordum hissi olur hani.Dilini az çok anlamadığım bir şehir ne kadar güzel olursa olsun beni bu kadar etkilemiyor.Anlam katmak için anlamam şart.Benden değil,benim gibi değil ama bana aitmiş hep oradaymış gibi.

Az sonra instagrama koyacağım bu fotoğraf gibi hayat.Bütün kağıtlar üzerinize gelebilir.Ellerinizle kendinizi korumak isteyebilirsiniz.Hatta arkanızı dönüp kaçadabilirsiniz.Bir sabah uyanıp benim gibi bütün blog yazılarınızı kaldırabilirsiniz.Ama sonra bir kızdan şu cümleleri hiçbir zaman okuyamayacağınızı anlarsınız:

”Lütfen sahip olduğunuz potansiyeli doğru yerlerde kullanın. Ve en kıymetli şeyiniz olan zamanınızı potansiyelinizi ortaya çıkarmak için kullanın…”

Kaç kişi tanıyoruz ki kendimizi sorgulatırken rahat hissettiren. Ya da anlattıklarında kendimizi bulabildiğimiz… Sen benim için Waldo’sunu arayan Mariana’nın karşısına çıkan Martin, Ian’ın gözlerinin içinde kaybolduğu, keşfetmekten kendini alamadığı Sofi, Anna’nın sıradanlığında kaybolduğu William’sın. Bebek mavisi kapıyı içeriye doğru açarken ”Keşke gerçek olsa” dedirtensin. Yani diyorum ki saçını boyatmayan bir kadın olmak için acele etme 😉

P.S: Potansiyelimizi ortaya çıkarmak için tek ihtiyacımız Jesse’nin peşinden trenden inen Celine’deki cesaret <3

 

meral

Tanıdık yabancılara…

 

One Response to “Londra’da sabah 6”

  1. Serap Özpulluk (ozpulser) 27 Ekim 2015 at 19:19 Cevapla

    Canım secduşum…blogunu yeni keşfettim..Bir solukta hepsini okudum.. Yazılarından birinde “Yazarlık yeteneğim olsa”.. Diye yazdığın bir cümle vardı… Yeteneğin inan bugün benim diyen yazarların çok çok üstünde .. Nasıl bir akıcılık nasıl bir anlatım nasıl bir içine almak okuyucuyu..inanılmaz.. Senin gibi hayal gücü muazzam, fantastik güzellikler yaratabilen sanatsal yaratıcılığın doruğunda olan birinden zaten daha kötüsü beklenemezdi..
    Duygularını, artistik ifade gücünü resimlere fotoğraflara dökebilen biri kötü yazı yazabilir mi?
    Eğer bugün bir roman yazamıyorsan bunun sebebi yeteneksizlik değil, yaratmak üretmek, yapmak istediğin şeylerde başarısız olmamak, üzerine yüklendiğin misyonları en yukarı taşımak adına kendine fazla yüklenmek ve beynini bunlarla doldurmaktır..
    Londra da ki hislerini anlatırken o duyguların içinde ben de kendimi buldum..Ne zaman yurtdışına çıksam garip bir mutluluk içinde bulurum kendimi..Kimsenin beni tanımadığı o sokaklarda kaybolmak ruhumu özgürleştirir..ya da özgür ruhumu açığa çıkarır..
    Diline hakim olamadığım, tipleri tanıdık gelmeyen ,benim hakkımdaki düşüncelerini zerrece önemsemediğim insanlarla dolu bir ülkede, (ki hangi ülke olduğu önemli değil benim vatanımın sınırları dışındaki tüm dünya benim için tek bir ülke gibi..) kendimi yalnız ,özel ,mutlu ve mükemmel hissediyorum..Bu ailemi sevmediğimden değil ruhumun çılgınca bir yanından ileri geliyor sanırım..
    55 yaşındayım ve hala aynı duyguları hissediyorum.. Oralarda kafam yine dolu ama sorunlarımı daha kolay organize edebiliyorum ve daha kolay çözüm üretebiliyorum ve herşeyin üstesinden daha kolay gelebileceğimi hissedebiliyorum..
    Aklın üreticiliği burada daha yoğun bir hale geliyor… Ve senin dediğin gibi Londra nın 2 odalı bir evinde muazzam hikayeler üreyebiliyor…
    İşte senin de ihtiyacın olan bu.. Ne zamanki kızın büyüyüp evden uçup gittiğinde eminim tüm telaşlarını bir kenara itip senelerin birikimlerini harflere kelimelere satırlara dökeceğin bir dönemin gelecektir… Vee o Zaman eminim inanılmaz romanlar yazacaksın.. Öylesine eminim secduşumdan…
    Keşke bu kararı daha erken verebilsen ama senin gibi azimli kadınlar önceliklerini kendi hayallerinden ne yazık kı önde tutup fedakarlık yapıyorlar..
    Benim için hep özel hep ayrısın tanımıyorum sokakta görsem tanıyamam ama hep içimde sıcacık hissettiğimsin… Hep böyle kal hep güzel kal herşey gönlünce olsun…Kocaman öptüm

Bir Cevap Yazın