Bir restoranın sokak kedisi

21[1]

 

Bu Cumartesi günü dükkanıma ilk açtığım günden beri belli aralıklarla gelen çok sevdiğim bir müşterim uğradı.Geçen yılda ilk kez Ekim ayında gelmiş ve benden sonra film festivalinde bir filme gitmişti.Bu seferde yine aynı şekilde sinema öncesi kahvesini bende içti.

Her gördüğünüzde size birşeyler katan insanlar vardır.Ayşe çok az görmeme rağmen benim için öyle bir insan.

Yarım saatlik sohbetimde ondan seyretmek için çıldırdığım bir film öğrendim.

Filmin adı ‘Lobster’.Henüz seyredemedim tabii.Ama konusu sizide belki cezbeder diye yazmak istedim.

Ütopik bir dünya’da (ki aslında bizim yaşadığımız dünyaya göndermeler yapılmıyor değil.) insanlar çift olarak yaşamaya zorlanıyor.Yalnız olmanız kesinlikle yasak.Yalnızsanız kampa alınıyor ve ortak özelliklere sahip olduğunuz birini 30 gün içinde bulmak zorunda bırakılıyorsunuz.(Sanırım 30 gündü ama emin değilim:))Şayet bulamazsanız kendi seçtiğiniz bir hayvana döndürülüyorsunuz.Yani insan olarak kalmanın yolu bir partneriniz olmasından geçiyor.Filmin kahramanı kamptan kaçmayı bir şekilde başarıp diğer kaçanlarla bir araya geliyor.Fakat kaçtığınız zamanda çift olmak yasak:)Tabii filmin ana karakterini yasaksa kaçınılmaz bir durum bekliyor ve aşık oluyor.

Ben ilişkiler kısmına çok güldüm ama hayvana döndürülme kısmı dahada ilginç geldi ve düşünüp durdum acaba hangi hayvan olurdum diye.

Kedi olmayı istedim.Sonra kedi olmuşken Leopar olsam daha güçlü olurum dedim.Sonra şehir hayatını daha çok sevdiğimi düşünüp kedi olmamın daha iyi olacağı fikrine döndüm:))Ormanlarda yaşamak bana göre değil.:)Ev kedisi olup yediğim önümde yemediğim arkamda takılmak istemiyordum ama sokak kedisi olup sürünmekte:)Bu durumda bir restoranın kedisi olmaya karar verdim.Şöyle şehrin eski güzel bir semtinde bir restoranın sahiplendiği sokak kedisi:))

1)Sevgili Ayşe Cumartesi günü iyiki uğradın.

2)Derya eğer bu yazıyı okuyorsan en çok da senin için yazıyorum.Nereden biliyoruz hayatımızın altının üstünden daha iyi olamayacağını.Sen benim için çok özelsin.Biliyorum ki seni çoook güzel bir hayat bekliyor.

3)Dün dükkanıma ziyarete İran’dan gelen sevgili Zahra.Mecburen taktığın ve İstanbul’a gelmenle çıkardığın başörtünü umarım birgün gerçekten sen istediğin için takacağın bir ülken olur.

4)Ve sen sevgili secdus:)Daha çok çalışman lazım.Önünde kocaman bir dünya var.

Bir sürü kadının korktuğu ve geri durduğu bir dünyada daha cesur adımlar atmanın zamanı geldi;)

2 Responses to “Bir restoranın sokak kedisi”

  1. Blogun acıldıgını ögrenmeme mı yoksa o guzel kalemınden benım ıcın de bırseyler döküldüğüne mı sevineyim bılemedım..nasıl guzel bır kalbın var asıl sen cok özelsin benim için..filmdeki karakter gıbı kaçmak benimde istegim.güzel olacagına inanmak zaten çokta sansım yok gibi:)

    Bugune kadar bir çok kadına örnek oldun sessiz hayranların o kadar çok ki..attığın her adım sana daha çok başarı ve mutluluk getirsin, her başarınla ben en az senin kadar sevineyim..öpüyorum guzel yüreğinden..

  2. Ben de gelmeliyim o dükkana.. Ben de tavsiyeler almalıyım. Sonbahar bitmeden geleceğim.. Söz veriyorum :) sevgiler..

Bir Cevap Yazın